

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye'de son yıllarda on binlerce kişiye açılan "Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK 299) davalarına ilişkin istatistikleri vermeyi reddeden Adalet Bakanlığı hakkında emsal niteliğinde bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, bu verilerin kamusal bir tartışma için hayati önem taşıdığını belirterek, Adalet Bakanlığı'nın bu bilgileri akademisyen Prof. Dr. Yaman Akdeniz'e vermemesinin Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan "ifade özgürlüğünü" ihlal ettiğine hükmetti. Bağlayıcı AYM Cumhurbaşkanına hakaret kararı kapsamında, bakanlığın bu ihlali gidermesi (yani verileri açıklaması), başvurucuya 34.000 TL manevi tazminat ve 30.664,10 TL yargılama gideri ödemesi kararlaştırıldı.
Bakanlık, "Erdoğan Dönemi" Verilerini Vermeyi Reddetmişti
Süreç, siber haklar ve ifade özgürlüğü alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Yaman Akdeniz'in (@cyberrights), Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ne yaptığı bilgi edinme başvurusuyla başladı. Akdeniz, özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı dönemi boyunca TCK 299. madde uyarınca açılan soruşturma ve davaların yıllara göre dağılımını, bu davaların kaçının takipsizlik, beraat veya mahkumiyetle sonuçlandığını ve verilen cezaların niteliğini içeren istatistikleri resmi olarak talep etti. Bu veriler, söz konusu yasa maddesinin "siyasi bir baskı aracı olarak kullanılıp kullanılmadığı" yönündeki kamusal tartışmalar için temel bir kanıt niteliğindeydi.
Ancak Adalet Bakanlığı, bu istatistikleri başvurucuya vermeyi reddetti. Bakanlığın bu verileri "kamuoyunu yanıltabileceği" veya "özel bir çalışma gerektirdiği" gibi gerekçelerle saklı tutması, Akdeniz tarafından yargıya taşındı. İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi'nin de başvuruyu reddetmesi üzerine, Prof. Dr. Akdeniz tüm iç hukuk yollarını tüketerek "ifade özgürlüğünün ve bilgi edinme hakkının" ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.
AYM: "Bilgiye Erişim, İfade Özgürlüğünün Parçasıdır"
Anayasa Mahkemesi, 2022/4380 başvuru numaralı dosyayı 2 Temmuz 2025 tarihinde karara bağladı. Yüksek Mahkeme, gerekçeli kararında, Anayasa'nın 26. maddesi tarafından korunan ifade özgürlüğünün, sadece bireyin kendi düşüncelerini açıklamasını değil, aynı zamanda başkalarının fikirlerine ve kamusal önemi haiz bilgilere "erişme hakkını" da içerdiğini vurguladı. AYM, "Cumhurbaşkanına hakaret" gibi kamusal bir figürü ve kamusal bir yasa maddesini ilgilendiren konulardaki dava istatistiklerinin, demokratik bir toplumda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri gereği "kamu yararı" taşıdığına şüphe olmadığına dikkat çekti.
Kararda, Adalet Bakanlığı'nın elinde bulunan bu verileri, somut ve ikna edici bir yasal gerekçe göstermeksizin keyfi bir şekilde açıklamamasının, başvurucunun bilgiye erişim hakkını ve dolayısıyla ifade özgürlüğünü doğrudan ihlal ettiğine oybirliğiyle karar verildi.
Tazminat ve Yargılama Gideri Cezası
Yüksek Mahkeme, verdiği hak ihlali kararını somut yaptırımlara da bağladı. Kararın hüküm kısmında (paylaşılan görselde de görüldüğü üzere), Adalet Bakanlığı'nın bu haksız tutumu nedeniyle başvurucunun (Prof. Dr. Yaman Akdeniz) yaşadığı manevi sıkıntı ve engellenme karşılığında net 34.000 TL manevi tazminat ödemesine karar verildi. Bu tazminat, bakanlığın eyleminin bir "hata" değil, Anayasal bir "hak ihlali" olduğunun altını çizdi.
Buna ek olarak, Prof. Dr. Akdeniz'in bu uzun soluklu hak mücadelesi için yaptığı ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.664,10 TL'lik yargılama giderinin de Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından başvurucuya ödenmesine hükmedildi. Böylece, bakanlığın bilgi vermeme ısrarının devlete maliyeti 64.000 TL'yi aşmış oldu.
Emsal Niteliğindeki AYM Cumhurbaşkanına Hakaret Kararı: "İhlali Giderin"
Kararın en önemli ve emsal teşkil eden yönü ise, "ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması" için verilen talimat oldu. AYM, sadece tazminata hükmetmekle kalmayıp, ihlalin kaynağı olan sorunu da çözüme kavuşturdu. Kararda, ifade özgürlüğü ihlalinin giderilmesi amacıyla, bu kararın bir örneğinin doğrudan Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE hükmedildi.
Bu hüküm, Adalet Bakanlığı'na açık bir talimat niteliği taşıyor: "Geçmişte vermediğiniz o istatistikleri, bu AYM kararı gereğince artık başvurucuya verin." Bu bağlayıcı karar, sadece Akdeniz'in başvurusunu değil, bundan sonra kamusal önemi haiz verileri talep edecek tüm gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları için de çok güçlü bir hukuki dayanak oluşturdu. Kararın uygulanmasıyla birlikte, Türkiye'de "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla açılan davaların tam ve resmi dökümünün, Erdoğan dönemini kapsayacak şekilde, ilk kez şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.



