BIST 100
13.458,10 1,24%
DOLAR
47,5119 0,11%
EURO
54,8195 0,08%
GRAM ALTIN
6.175,37 -1,31%
FAİZ
42,05 0,12%
GÜMÜŞ GRAM
87,99 -2,27%
BITCOIN
62.670,00 0,10%
GBP/TRY
64,0875 0,16%
EUR/USD
1,1527 -0,01%
BRENT
87,93 1,21%
ÇEYREK ALTIN
10.096,73 -1,31%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
24 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • İBB Soruşturması Gazetecilere Sıçradı: 6 İsim Emniyete

İBB Soruşturması Gazetecilere Sıçradı: 6 İsim Emniyete

Reklam
ibb
İHA

İHA - İstanbul | Türkiye'nin gündemini sarsan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eski Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "yolsuzluk" ve "casusluk" iddialarıyla tutuklanmasına yol açan hukuki süreç, medya dünyasını da içine alacak şekilde genişledi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü İBB yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında Soner Yalçın, Ruşen Çakır ve Aslı Aydıntaşbaş'ın da bulunduğu 6 tanınmış gazeteci hakkında "şüpheli" sıfatıyla işlem başlatıldı. Başsavcılığın, gazetecilerin ifadelerinin alınması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne talimat verdiği öğrenildi. Bu son dakika gelişmesi, İBB soruşturması gazetecilere uzandı şeklinde yorumlanırken, basın özgürlüğü ve yürütülen soruşturmanın kapsamı hakkında yeni bir tartışma başlattı.

 

Medyada Şok Etkisi: İfadeye Çağrılan 6 Gazeteci Kim?

Savcılık tarafından "şüpheli" olarak dosyaya dahil edilen ve ifadelerinin alınması istenen 6 gazeteci, Türk medyasının farklı kanatlarında yer alan, kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerden oluşuyor. Bu isimler; OdaTV yazarı Soner Yalçın, duayen gazeteci ve Tele1 programcısı Şaban Sevinç, uluslararası basında da yer alan yorumcu Aslı Aydıntaşbaş, Medyascope kurucusu Ruşen Çakır, dijital yayıncı Yavuz Oğhan ve gazeteci Batuhan Çolak olarak sıralandı. Bu kadar farklı platformdan ve görüşten gazetecinin aynı "yolsuzluk" soruşturmasında "şüpheli" olarak yer alması, iddiaların niteliği ve soruşturmanın yönü hakkında ciddi soru işaretleri yarattı.

 

"Şüpheli" Sıfatı Neden Önemli?

Hukuki süreçlerde, bir kişinin "tanık" (görgü sahibi) olarak çağrılması ile "şüpheli" (suç işlediği yönünde şüphe bulunan) olarak çağrılması arasında dağlar kadar fark bulunuyor. Gazeteciler, meslekleri gereği sıklıkla çeşitli soruşturmalarda "tanık" olarak adliyeye başvurabilirken, bu 6 ismin "şüpheli" sıfatıyla emniyete çağrılması, savcılığın bu isimleri yolsuzluk iddialarının bir parçası olarak gördüğü anlamına geliyor. Hukuk çevreleri, bu durumun, "yolsuzluk iddialarını haberleştirmek" eyleminin ötesinde, bu gazetecilerin "yolsuzluk eylemine iştirak etmekle" suçlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Bu iştirakin, iddia edilen örgütten maddi menfaat temin etmek, kara propaganda yürütmek veya suç delillerini gizlemeye yardımcı olmak gibi eylemleri kapsayabileceği, ancak net suçlamanın ifadeler sırasında ortaya çıkacağı belirtiliyor.

 

İBB Soruşturması Gazetecilere Uzandı: Süreç Nasıl Büyüdü?

Bu son hamle, Ekrem İmamoğlu ve çevresine yönelik yürütülen çok katmanlı soruşturmaların son ve en kritik halkalarından biri olarak görülüyor. Kamuoyu, süreci ilk olarak İBB'ye yönelik "yolsuzluk" iddiaları ve İmamoğlu'nun bu dosyadan tutuklanmasıyla takip etmeye başlamıştı. Bu dosyanın yankıları sürerken, geçtiğimiz haftalarda "seçmen verilerinin sızdırılması" ve "yabancı istihbarat servisleriyle paylaşılması" gibi çok daha ağır iddiaları içeren "casusluk" dosyası açılmış ve İmamoğlu bu dosyadan da ikinci kez tutuklanmıştı.

Soruşturma çemberi, sadece İmamoğlu ile sınırlı kalmamış, dün sabah saatlerinde İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Mehmet Selim İmamoğlu hakkında "rüşvet" ve "suç gelirlerini aklama" iddialarıyla yeni bir soruşturma başlatılmış ve iki isim hakkında yurtdışı çıkış yasağı konulmuştu. Bu aile bireylerine yönelik adımların hemen ardından, bugün de İBB soruşturması gazetecilere uzandı ve medya ayağının dosyaya dahil edildiği görüldü. Bu durum, savcılığın "çıkar amaçlı suç örgütü" olarak nitelediği yapının, İmamoğlu'nun ailesi ve medya figürleriyle birlikte geniş bir ağı kapsadığını iddia ettiğini gösteriyor.

 

Siyasi ve Mesleki Tepkiler Gecikmedi

6 gazetecinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması, anında siyasi ve mesleki bir tepki dalgası yarattı. CHP kurmayları ve basın meslek örgütleri, bu adımı "basın özgürlüğüne yönelik bir susturma operasyonu" ve "muhalif sesleri sindirme girişimi" olarak nitelendirdi. Gazetecilerin, kamusal bir yolsuzluk iddiasını değil, o iddiayı haberleştirenlerin peşine düşülmesini eleştiren açıklamalar yapıldı. Bu gelişmenin, dün CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Ümraniye mitingindeki sert çıkışlarının ve "itine köpeğine sahip çık" sözleri nedeniyle hakkında re'sen soruşturma başlatılmasının hemen ardından gelmesi, siyasi tansiyonu daha da artırdı.

Önümüzdeki günlerde 6 gazetecinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne giderek kendilerine yöneltilen suçlamalara karşı ifade vermesi bekleniyor. Bu ifadelerin içeriği ve savcılığın bu ifadeler sonucunda gazeteciler hakkında adli kontrol, tutuklama veya serbest bırakma yönünde bir talepte bulunup bulunmayacağı, Türkiye'deki basın özgürlüğü ve siyasi iklim açısından yakından takip edilecek.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?