

Siyasi tansiyonu zirveye tırmandıran Ekrem İmamoğlu soruşturmalarının ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in dün (5 Kasım) Ümraniye'de düzenlediği mitingde sarf ettiği sözler yargıya taşındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Özel'in konuşması nedeniyle Özgür Özel'e re'sen soruşturma başlattığını duyurdu. Başsavcılık, soruşturmanın "Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK 299) ve "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" (TCK 125/3) suçlamalarıyla açıldığını belirtti. Açıklamada, Özel'in sözlerinin, İmamoğlu davasını yürüten "yargı mensuplarını" hedef aldığı iddia edildi.

Başsavcılık Açıkladı: O Sözler Yargı Mensuplarını Hedef Aldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, soruşturmanın gerekçesi net bir şekilde ortaya kondu. Açıklamada, Özel'in Ümraniye'deki miting konuşmasının bir bölümünde, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik soruşturmaları yürüten yargı mensuplarımızı hedef alarak" Cumhurbaşkanı'na hitap ettiği belirtildi. Başsavcılığın, soruşturmaya delil olarak gösterdiği o sözler ise açıklamada şu şekilde yer aldı: "Sayın Cumhurbaşkanımıza hitapla 'Bundan sonra etrafındakine, talimat verdiğine, bizimle uğraşan itine, köpeğine sahip çık' şeklinde sarf ettiği sözler..."
Başsavcılık, bu ifadelerin hem Cumhurbaşkanı'na hem de İmamoğlu soruşturmasını yürüten kamu görevlisi sıfatındaki yargı mensuplarına yönelik hakaret suçunu oluşturduğu kanaatine vararak, re'sen (herhangi bir şikayet beklemeksizin) harekete geçtiğini bildirdi. Açıklama, "Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmalar kararlılık ve titizlikle devam edecektir. Kamuoyunun bilgisine duyurulur," ifadeleriyle son buldu.
Soruşturmanın Arka Planı: Çağlayan Nöbeti ve Aileye Uzanan Dava
CHP Lideri Özgür Özel'in bu sert çıkışının ve Ümraniye mitinginin arka planında, son haftalarda peş peşe gelen ve doğrudan Ekrem İmamoğlu'nu hedef alan hukuki gelişmeler yatıyor. Bu süreç, 26 Ekim'de, zaten İBB yolsuzluk davasından tutuklu bulunan İmamoğlu'nun, bu kez "casusluk" ve "seçmen verilerini sızdırma" iddialarıyla ikinci kez tutuklanmasıyla zirveye tırmanmıştı. O gece sabaha karşı (27 Ekim, 02:30) Çağlayan Adliyesi önünde tarihi bir konuşma yapan Özgür Özel, kararı "FETÖ'cüler gibi casusluk iftirasına sarıldılar" sözleriyle kınamış ve yargı mensuplarını sert bir dille eleştirmişti.
Bu olayın hemen ardından, dün (5 Kasım) sabah saatlerinde, soruşturmanın bu kez İmamoğlu'nun ailesine uzandığı ortaya çıktı. Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Mehmet Selim İmamoğlu hakkında "rüşvet" ve "suç gelirlerini aklama" iddialarıyla yeni bir soruşturma başlatıldığı ve iki isme de yurtdışı çıkış yasağı getirildiği öğrenildi. CHP kaynakları, Ümraniye mitingini, art arda gelen bu hukuki hamlelere karşı bir "siyasi cevap" ve "toplumsal tepki" mitingi olarak planlamıştı. Özel'in soruşturmaya konu olan sözleri de, bu birikimin bir sonucu olarak miting kürsüsüne yansıdı.
Özgür Özel'e Re'sen Soruşturma Ne Anlama Geliyor?
Başsavcılığın "re'sen" soruşturma başlatması, bu suçlamalar için bir şikayetçinin (Cumhurbaşkanı veya yargı mensupları) başvurusunun beklenmediği, savcılığın ifadeleri doğrudan bir suç unsuru olarak değerlendirerek harekete geçtiği anlamına geliyor. Ancak Özgür Özel, aynı zamanda milletvekili olduğu için "yasama dokunulmazlığı" zırhına sahip. Bu durum, Özel'in savcılık tarafından "ifadeye çağrılamayacağı" veya "yargılanamayacağı" anlamına gelmiyor; ancak hakkında bir kamu davası açılabilmesi için (yargılanabilmesi için) Meclis'te dokunulmazlığının kaldırılması gerekiyor.
Bu re'sen soruşturma, hukuki sürecin ilk adımı niteliğinde. Savcılık, soruşturma dosyasını (fezleke) hazırlayarak Adalet Bakanlığı'na gönderecek. Adalet Bakanlığı'nın da dosyayı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sunmasıyla, "dokunulmazlığın kaldırılması" süreci resmen başlamış olacak. Bu nedenle, bugünkü soruşturma kararı, ana muhalefet partisi liderinin dokunulmazlığını hedef alan ve siyasi tansiyonu daha da yükseltecek uzun bir hukuki ve siyasi sürecin başlangıcı olarak görülüyor.
Siyasi Kriz Derinleşiyor: 'Hakaret' mi, 'Siyasi Komplo' mu?
Gelinen noktada, Türkiye siyaseti "yargı" eksenli bir krizin içine girmiş durumda. İktidar kanadı ve Başsavcılık, CHP liderinin sözlerini, ülkenin Cumhurbaşkanı'na ve bağımsız yargısına yönelik ağır bir "hakaret" ve "tehdit" olarak değerlendiriyor. Bu görüşe göre, siyasi eleştiri sınırları aşılmış ve suç işlenmiştir. CHP kanadı ise, bu soruşturmayı ve öncesinde İmamoğlu ile ailesine yönelik tüm hukuki hamleleri, "siyasi bir komplo", "muhalefeti yargı yoluyla dizayn etme girişimi" ve 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi potansiyel bir adayı (İmamoğlu) saf dışı bırakma operasyonu olarak nitelendiriyor. Özgür Özel hakkında açılan bu son soruşturma, iki taraf arasındaki bu sert mücadelenin doğrudan ana muhalefet liderinin kendisine yöneldiğini ve siyasi krizin daha da derinleşeceğini gösteriyor.


