BIST 100
13.458,10 1,24%
DOLAR
47,5119 0,11%
EURO
54,8195 0,08%
GRAM ALTIN
6.175,37 -1,31%
FAİZ
42,05 0,12%
GÜMÜŞ GRAM
87,99 -2,27%
BITCOIN
62.384,00 -0,82%
GBP/TRY
64,0875 0,16%
EUR/USD
1,1527 -0,01%
BRENT
87,93 1,21%
ÇEYREK ALTIN
10.096,73 -1,31%
İzmir Açık
İzmir hava durumu
26 °

Ankara’dan Gelen Yeni Fatura: İBB İddianamesi ve Siyasetin Gölgesi

Reklam
ibb

Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna sızan ve ardından resmiyete dökülen İBB'ye yönelik soruşturma iddianamesi, "hukuk" kılıfıyla sarılmış bir siyasi faturanın daha önümüze konduğunu gösteriyor. Yıllardır alışık olduğumuz bu senaryonun aktörleri değişse de, sahnelendiği yer ve amacı hep aynı: Muhalefeti zayıflatmak, halkın iradesine gölge düşürmek.

İddianamenin içeriğine baktığımızda, "terörle iltisaklı kişiler" gibi muğlak iddialarla, yüz binlerce İstanbullunun oyuyla seçilmiş bir yönetimin kriminalize edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Yüzde 60'a yakın bir oy oranıyla göreve gelmiş bir Büyükşehir Belediyesi'nin, terörle ilişkilendirilmesi, akıl ve mantık sınırlarını zorluyor. Bu, sadece İmamoğlu yönetimine değil, aynı zamanda oylarıyla bu yönetimi iş başına getirmiş milyonlarca İstanbulluya da hakarettir.

Bu iddialar, seçimin üzerinden geçen bunca zaman sonra, üstelik yerel seçimlere yaklaşırken neden yeniden ısıtılıp önümüze getiriliyor? Cevabı çok açık: Ekrem İmamoğlu'nun siyasi yükselişinden duyulan rahatsızlık. Halkta karşılık bulan, çözüm odaklı, kucaklayıcı siyaset dilinden duyulan endişe.

Ankara, İmamoğlu'nun sadece İstanbul'a değil, Türkiye geneline yayılan etkisini görmezden gelemiyor. Sadece İstanbul'u yönetmekle kalmayıp, ülkenin genel siyasetinde de önemli bir aktör haline gelen İmamoğlu'nun önünü kesme çabası, bu iddianameyle yeni bir safhaya taşınıyor. Eskiden YSK üyelerine hakaret gibi uydurma davalarla yapılanlar, şimdi "terör" gibi ağır bir ithamla tekrarlanmak isteniyor.

Şunu çok iyi biliyoruz: Türkiye siyasetinde bir aktör çok güçlendiğinde, halkta karşılık bulduğunda, iktidar cenahı tarafından "hedef" haline getirilir. Ve bu hedefi yıpratmanın en kolay yolu, "yargı sopası"nı kullanmaktır. Adalet mekanizması, ne yazık ki sık sık siyasi amaçlar için bir araç haline getiriliyor.

Ancak bu tür hamleler, tarihte de gördüğümüz gibi, genellikle ters tepiyor. Halk, kendisine dayatılan senaryoları yemiyor. İmamoğlu'nun ilk seçimde yaşadığı "mazbatası elinden alındı" mağduriyeti, ikinci seçimde oylarını katlamasına neden olmuştu. Şimdi de benzer bir durumla karşı karşıyayız. İstanbullular, bu iddianamenin arkasındaki siyasi motivasyonu çok iyi görüyor. Bu tür hamleler, sadece İmamoğlu'na olan desteği pekiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda yargıya olan güveni daha da zedeliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şeffaf bir yönetim anlayışıyla ilerliyor. Yapılan her harcama, atılan her adım kamuoyunun gözü önünde. Böylesine şeffaf bir yapının, gizli kapılar ardında "terörle iltisaklı" olduğu iddiaları, inandırıcılıktan tamamen uzaktır.

Bu iddianame, sadece Ekrem İmamoğlu'na değil, onun şahsında İstanbul'un iradesine, demokrasiye ve halkın seçme hakkına yönelik bir saldırıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, bu tür hamleler, halkın iradesini bükemez, aksine daha da güçlendirir. İstanbul, bu siyasi müdahalelere geçmişte de prim vermedi, bundan sonra da vermeyecektir.

Kalın sağlıcakla.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?