

Antalya'da düzenlenen HIMSS Avrasya Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Konferansı'nda konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, obezitenin küresel ve ulusal çapta ulaştığı tehlikeli boyutlara dikkat çekti. Türkiye'de her beş kişiden birinin obezite sorunu yaşadığını açıklayan Birinci, bu durumun ülke ekonomisine yıllık doğrudan maliyetinin 400 milyar liraya yaklaştığını belirtti. Dijital sağlık uygulamalarının önemine vurgu yapan Birinci, hedeflerin bireyi güçlendirerek kendi sağlığını yönetmesini sağlamak olduğunu ifade etti.
"Dünyada 1 Milyar Obez Yaşıyor"
27-29 Kasım tarihleri arasında Antalya'da gerçekleştirilen ve dijital sağlık entegrasyonu ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı fuarda, obezite farkındalığı ana gündem maddelerinden biri oldu. Etkinlik kapsamında Lilly ilaç firmasının Türkiye Obezite Araştırma Derneği iş birliğiyle hazırladığı "Flux: Algıdan Farkındalığa" dijital enstalasyonunu ziyaret eden Bakan Yardımcısı Birinci, buradaki değerlendirmelerinde çarpıcı veriler paylaştı. Birinci, "Ne yazık ki dünyada ciddi düzeyde obez insanlarımız var ve şu an en büyük hastalıklarımızdan birisi bu. Dünyada bir milyar obez yaşıyor. Türkiye'de beş kişiden biri obez ve bizim beklemediğimiz kiloya sahip. Tabii bunlar hastalıklar açısından en büyük tehditlerden biri" dedi.
"Sağlığa Maliyeti Yıllık 400 Milyarı Buluyor"
Dijitalleşmenin temel hedefinin hekim ile hasta arasındaki bilgi asimetrisini azaltmak olduğunu vurgulayan Birinci, obezitenin ekonomik yüküne de değindi. Birinci, "Sadece ülkede obezitenin doğrudan sağlığa etkisinin yıllık 400 milyara yaklaştığını görüyoruz. Biz bunu sadece bir maliyet kalemi olarak görmüyoruz; hastalıklı yaşam yıllarının ne kadar kısaldığıyla ilgileniyoruz. Dijital uygulamalarda kişinin sağlığını daha iyi yönetmesi ve en az hekimler kadar kendi sağlığına sahip çıkmasını sağlayacak metotlar üzerinde çalışıyoruz. Bu dönemde en çok yoğunlaştığımız şey bireyi güçlendirmek" ifadelerini kullandı.
"Kozmetik Bir Sorun Değil, 200 Hastalığa Zemin Hazırlıyor"
Konferansta söz alan Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı ise obezitenin toplumda hala kozmetik bir sorun olarak algılanmasını eleştirdi. Obezitenin çok uzun zamandır bir hastalık olarak kabul edildiğini hatırlatan Yazıcı, "Bunun nedeni sadece yağ fazlalığı olması değil; iki yüzden fazla başka hastalığa zemin hazırlamasıdır. Halkın obezitenin kronik bir hastalık olduğu konusunda yeterince bilinçli olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle farkındalık kampanyaları son derece önemli" şeklinde konuştu. Yazıcı, Lilly ile ortaklaşa yürüttükleri "Flux" projesinin, obeziteli bireylerin yaşadığı damgalamayı ve sosyal zorlukları görünür kılma açısından büyük değer taşıdığını sözlerine ekledi.
"Avrupa'da En Yüksek Obezite İnsidansına Sahip Ülkeyiz"
Lilly İlaç Kurumsal İlişkiler ve Pazar Erişim Direktörü Zerrin Oyan Eter de şirketin küresel vizyonu ve Türkiye verileri hakkında konuştu. Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında en yüksek obezite insidansına sahip ülke olduğunu vurgulayan Eter, "Obezite bugün en öncelikli alanlarımızdan biri. Tüm dünyada bir milyardan fazla hasta olduğunu biliyoruz ve 2035 yılında bu sayının dünya nüfusunun yarısına çıkacağı öngörülüyor. Dolayısıyla obezite ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geliyor" dedi. Eter, şirket olarak kazançlarının yüzde 25'ini Ar-Ge'ye ayırdıklarını ve "obezitebirhastalıktır" platformu ile bireylere bilimsel kaynaklar sunduklarını belirtti.
"Multidisipliner Yönetim Şart"
Obezite ile mücadelede kurumsal yapıların önemine değinen Türkiye Obezite Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu ise sürecin tek yönlü yönetilemeyeceğini ifade etti. Bayraktaroğlu, "Obezite yalnızca bireyin değil, sağlık sisteminin de çok yönlü yaklaşım gerektiren bir sorunu. Bu nedenle hem üniversitelerde hem de Sağlık Bakanlığı bünyesinde obezite merkezlerinin güçlendirilmesi kritik. Tanıdan tedaviye, davranış değişikliğinden cerrahi ihtiyacına kadar sürecin multidisipliner biçimde yönetilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: İHA

