

Diyet yapıyor, spor salonlarından çıkmıyor ancak yine de kilo veremiyor musunuz? Sorunun kaynağı metabolizmanız değil, ağzınızdaki eksik bir diş olabilir. Uzmanlar uyarıyor: Yeterince çiğnenmeyen gıda, obezitenin en sinsi tetikleyicisi.
Türkiye'de obezite ve sindirim sistemi rahatsızlıkları her geçen gün artarken, sorunun kaynağı genellikle yanlış beslenme alışkanlıklarında aranıyor. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar ve uzman görüşleri, denklemin çok önemli bir parçasının gözden kaçırıldığını ortaya koyuyor: Ağız ve Diş Sağlığı.
Pek çok kişi eksik dişlerini sadece "estetik" bir kaygı veya "gülüş bozukluğu" olarak görüp tedaviyi erteliyor. Oysa arka bölgede kaybedilen tek bir diş bile, sindirim sisteminin tüm dengesini bozarak kontrolsüz kilo alımına zemin hazırlıyor. Konuyla ilgili Şimşek Medya’ya özel açıklamalarda bulunan Diş Hekimi Can Şahin, eksik diş ve obezite arasındaki şaşırtıcı ilişkiyi masaya yatırdı.
"Sindirim Midede Değil, Ağızda Başlar"
Toplumda doğru bilinen en büyük yanlışın sindirimin midede başladığını sanmak olduğunu belirten Diş Hekimi Can Şahin, sürecin aslında ilk lokmayla başladığına dikkat çekiyor:
"Vücudumuz bir makine gibi işler. Bu makinenin ilk çarkı ağızdır. Tükürükteki enzimler ve dişlerin öğütme fonksiyonu, gıdaların mideye hazır hale gelmesini sağlar. Ancak kişinin ağzında eksik diş varsa, özellikle arka bölgedeki öğütücü dişler kaybedilmişse, 'çiğneme fonksiyonu' devre dışı kalır. Hasta, gıdaları yeterince parçalamadan, tabiri caizse bütün olarak yutar. Mide, bu parçalanmamış gıdaları sindirmek için aşırı asit salgılar ve yorulur. Bu durum hem hazımsızlığa hem de metabolizma hızının yavaşlamasına neden olur. Yavaşlayan metabolizma ise doğrudan yağ depolanması, yani kilo alımı demektir."
Yumuşak Gıda Tuzağı: "Çiğneyemeyen Hasta Karbonhidrata Yöneliyor"
Diş eksikliğinin hastaların beslenme tercihlerini farkında olmadan değiştirdiğini vurgulayan Dt. Can Şahin, bu durumun hastaları nasıl bir "karbonhidrat tuzağına" çektiğini şu sözlerle anlattı:
"Bize gelen hastalarda sıkça gözlemlediğimiz bir tablo var. Hasta diyor ki; 'Hocam et yiyemiyorum, sert sebzeleri, kuruyemişleri çiğneyemiyorum.' Arka dişleri eksik olan veya protezi vuran bir kişi, istemsizce çiğnemesi kolay olan yumuşak gıdalara yönelir. Peki nedir bu yumuşak gıdalar? Hamur işleri, pilav, makarna, püreler ve ekmek... Yani yüksek karbonhidrat.
Kişi, sert ama sağlıklı olan lifli gıdalardan, sebzelerden ve etten uzaklaşıp; yumuşak ama kalorili gıdalara yöneldiği an kilo alımı kaçınılmaz hale geliyor. Yani eksik diş, sizi sağlıksız beslenmeye mecbur bırakıyor."
"Beyne Giden 'Doydum' Sinyali Gecikiyor"
Röportajda kilo kontrolü ile çiğneme sayısı arasındaki nörolojik bağlantıya da değinen Can Şahin, şu kritik uyarıda bulundu:
"Beynimizin tokluk sinyalini alması, yemeğe başladıktan yaklaşık 20 dakika sonra gerçekleşir. Ancak dişleri eksik olan veya çiğneme sorunu yaşayan kişiler, gıdaları çok hızlı yutup geçiştirirler. Yeterince çiğneme yapılmadığı için beyne 'doydum' sinyali gitmez. Kişi aslında midesini doldurmuştur ama beyni hala açtır. Bu da sofradan kalkamama ve aşırı yeme sendromuna yol açar. Biz hastalarımıza implant veya protez tedavisi uyguladığımızda, sadece gülüşlerini değil, beslenme alışkanlıklarını ve genel sağlıklarını da geri kazandırıyoruz."
Tedavi Sadece Estetik Değil, Bir Sağlık Zorunluluğudur
Eksik diş tedavisinin lüks değil, vücut bütünlüğü için bir ihtiyaç olduğunun altını çizen Diş Hekimi Can Şahin, sözlerini şöyle noktaladı:
"Hastalarımız bazen 'Arka dişim yok, kimse görmüyor, idare ederim' diye düşünüyor. Ancak o görünmeyen boşluk, midenize, kalbinize ve tartıdaki kilonuza etki ediyor. İmplant tedavileri veya modern protezlerle çiğneme fonksiyonunu %100'e yakın geri kazanmak mümkün. Sağlıklı bir kilo ve sağlıklı bir sindirim sistemi istiyorsanız, önce ağzınızdaki eksikleri tamamlamalısınız."


